Suriye’nin en kritik 4 büyük askeri hava üssünden, İdlib kırsalının güneyinde bulunan Abu Zuhur Askeri Hava Üssü, 2013’ten bu yana muhaliflerin elinde. Bu üs için İran’ın, Suriye rejimi ile anlaştığı ve üssün alınmasının ardından askeri geçişler için bu üssü kullanacağı ifade ediliyor. Rusya’nın Lazkiye’de bulunan, Suriye’nin ikinci en büyük askeri hava üssü Humeym’i kalıcı üs haline dönüştürmesi ile birlikte İran’ın da Abu Zuhur’u muhaliflerden alıp bölgeye yerleşme niyetinde olduğu belirtiliyor.

Muhalifler, Rus yönetimine yönelik 24 Kasım 2015’te Rus uçağının düşürülmesi gibi benzer bir krizin oluşturulmak istendiğini dile getirerek, Rus üssünü vuran İHA’ların iddia edildiği gibi Abu Zuhur Askeri Hava Üssü’nden kalkmadığını vurguluyor. Muhalifler , kriz büyümeden çözüm için Türkiye’den gelecek desteğe açık olduklarının da mesajını veriyor.

REJİM 400 BİN İNSANI AÇLIĞA TERK ETTİ

Suriyeli muhalifler, Şam’ın doğusundaki Doğu Guta çevresine acil insani yardım sağlanması için savaşın durdurulması çağrısında bulunuyor. Muhaliflerin elindeki Doğu Guta’da acil yardım alamayan 400 bin sivil sıkışmış durumda.

İdlib’in ise nüfusunun 2.5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Buna, ülkede başka yerlerde yaşanan saldırılardan kurtulmak için kaçan, tahliye edilen ve il genelindeki kamplara dağılmış 1 milyon kişi dahil edildiğinde, bölgedeki insanlık dramının olası bir saldırıda hangi boyutlara ulaşacağı sahada tartışılıyor.

SİVİLLER HEDEF OLDU

Hem Suriye hem de Rus hükûmet güçlerinin yalnızca militanları hedef almadığını söyleyen yerel kaynaklar, son 8 günde İdlib ve Doğu Guta’da sağlık merkezleri veya sağlık çalışanlarına yönelik 9 saldırıda, İdlib’de binlerce hastaya hizmet veren en az 2 sağlık tesisinin vurulduğunu ifade etti. 2017’de uluslararası kuruluşlar tarafından kayıt altına alınan ve sağlık tesislerine yönelik 120’den fazla saldırı gerçekleşmişti.

“KORKU İÇİNDE BEKLİYORUZ”

Komşusunun kendisini getirdiğini anlatan Merva ise “Bir lokma ekmek buldum, yiyorum. Yarın ne yiyeceğim, kim getirecek bilmiyorum. Bir gece uyurken bomba sesleri ile uyandık. Pazartesi yola çıktık ve dün ulaştık. Korku içinde bekliyoruz” dedi. Kampın yeni misafiri, 5 çocuk annesi Fatima da “5 çocuğumdan da haberim yok. Evimiz de biz de dağıldık. Çocuklarımdan haber alamadım, kahroluyorum.

SOÇİ MUTABAKATI ZARAR GÖREBİLİR

İdlib’deki çatışmaların artması ile gözler ocak ayı sonunda Rusya’nın Soçi kentinde düzenlenecek olan toplantıya çevrildi. Suriye’deki karşıt tarafları makul bir düzlemde buluşturmayı hedefleyen bu girişimin riskle karşı kaşıya olduğu ifade ediliyor. Esad ile savaşan bazı isyancı grupları destekleyen ancak savaşı durdurma girişimlerinde Esad’ın müttefiki Rusya ve İran ile işbirliği yapan Türkiye ise İdlib’deki bombalı saldırıların durması gerektiğini vurguluyor. Diğer taraftan Rus yetkililer, geçtiğimiz hafta Rus hava üssüne yapılan saldırıda kullanılan İHA’ların taşıdığı patlayıcıların Ukrayna’da üretilmiş olabileceğini öne sürdü. Ukraynalı yetkililer, söz konusu iddiaya ilişkin henüz bir açıklama yapmadı.

KEFERLUSİ’DE BÜYÜK DRAM

Doğu Hama ve Güney İdlib’de yoğunlaşan çatışmalardan kaçan sığınmacıların durumu ise içler acısı. İHH’nın kurduğu 5 bin kişinin barındığı Keferlusi Kampı’nda insanların yüzündeki acı ve korku her şeyi anlatıyor. Aileler yerleştirildikleri kamplarda önce acil sağlık taramasından geçiriliyor. Hızlı bir şekilde halı, kilim ve kıyafet yardımı yapılıyor. STK’lar zorunlu göçle gelen çocuklar için bir de okul kurmaya hazırlanıyor. Ancak altyapısı oluşturulmaya çalışılan kamplarda verilen destekler ihtiyaçların sadece yüzde 20’sini karşılıyor.

“EŞİMİ KAYBETTİK ÇOCUKLARIM BENİ GETİRDİ”

Tek kızı olan Aişe’yi bombaların arasından kurtarmanın korku ile karışık sevincini yaşayan baba Halit, Suriyelilerin geleneksel çayı ‘metti’yi kızına kendi elleriyle ikram ederken, Geleneksel çayımızı içiyoruz. Ben buna ‘Kızımla baş başa keyif çayı’ diyorum. Kızımı çok seviyorum” diyor. Hama kırsalından nasıl kaçtıklarını anlatan Rahmie ise “Hama’da köyümüze saldırılar başladı. Nereye kaçacağımızı bilmeden evimizden çıktık. Eşimi kaybettik, çocuklarım beni getirdi. Çok şey kaldı geride” diye yaşadıklarını aktarıyor.

Hatibe de “Arabamıza ne bulduysak koyup kaçtık geldik. Gözyaşımız dinmiyor. Ne olacak? Bizim çadırımız yok. Başta bir ailenin çadırına yerleştik. Umudumuz kalmadı, çocuğum geride kaldı” ifadesini kullanıyor. Habertürk